Hazırsanız zamanın kapıları biraz aralanacak. Birlikte MÖ 1860 yılına gidiyoruz. Asurlu tüccarlar, uzaklardan getirdikleri mallarla Kaniş’te ticaret yapıyor, şehre canlılık katıyorlar. Tüccar Ahalim de her zamanki gibi tüm siparişleri teslim etti. Dokumacı Nanir’den aldığı o güzel elbiselere talep çoktu yine. Her biri krallara, kraliçelere layıktı... Ne var ki bu kez bir şeyler yolunda gitmeyecekti. Elbiseyi giyen kraliçe rahatsızlanmıştı, sorumlular aranıyordu. Belli ki yeni gün herkes için farklı gelişmeler doğuracaktı. Özellikle de Tavinya Sarayı’na gitmek zorunda olan on iki yaşındaki Şupi ve arkadaşı Nestar için…
***
“Duydukları haberlerden sonra iyice tedirgin olmuşlardı. Olay tahminlerinden çok daha büyüktü ve neredeyse devlet meselesi haline gelmişti. Bu arada takip ettikleri o iki adam ortalıkta görünmüyordu. Çoktan yok olmuşlardı.
— Duydun mu, sadece bizim kraliçemiz değil, diğer kraliçeler de hastalanmış. Bu ne demek oluyor Şupi?”
Biz söyleyelim. İşte şimdi işler karıştı! Kafa kafaya verme, planlar yapma, maceraya dalma zamanı çünkü her şey daha yeni başlıyor. Asıl soru şu: Nestar ve Şupi, yaklaşan fırtınaya hazır mı?



